TAHKİKTEN TAASUBA

Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:43:40
    Tahkik kelimesini en çok kullanan cemaat şüphesiz ki Risale-i Nur talebeleridir. Yerden göğe kadar hakları var. Çünkü Risale-i Nur mesleği tahkik üzerine kuruludur. Dini ve itikadi mes'eleleri dedelerinden babalarından duydukları tarzda değil,aslındaki orijinalliği ile yaşamak mesleğidir. Zira son asırda babaların dedelerin öğrendikleri tamamen yanlış şeylerdi.

   Risale-i Nur hayaline büyük hedefler koymuş bir eserdir.
İslâm Süfyanı’nın hilafet merkezi olan Osmanlı'da zuhur etmesiyle; İslam dininde farz olan,vacip olan,sünnet olan ne varsa külliyen yasak edildi. Menfaati için dinini satan birçok alimler Süfyan’ın ordusuna katılarak müslümanların itikatlarını bozdular. Dini;bir hikayedir veya bir masaldır havasında mekteplerde ders vermeye başladılar.Mukaddes mefhumlar alay konusu yapılarak onların yerine Kemalizm ideolojisi yerleştirildi. Allah'a imanın yerini Atatürk'e iman aldı.Beytullah'ın yerine Anıtkabir,caminin yerine halk evleri,ibadetin yerine danslar balolar,Kur'an-ı Kerim’in yerine Nutuk kitabı,ümmet suurunun yerine menfi milliyetçilik yerleştiriliyordu.Bu azim tahribat ancak tahkike dayalı bir ilimle durdurulabilirdi. İşte bu işi Risale-i Nur yaptı.
   

Yani Risale-i Nur eserleri; bir alimin oturup, hele şöyle bir tefsir yazayım deyip de kaleme aldığı bir eser değildir.
Siyasette,diyanette,sosyal hayatta,ilimde tamamen silinen İslam'ı;yeniden aynı sahalarda diriltme hareketidir.
Evet Risale-i Nur bir eser değil bir harekettir.İlimde,idarede,siyasette,sosyalda,dinde imanda bir tecdid hareketidir.Tahribata karşı bir tamirdir. İslami hayat tarzını tekrar hayata hakim kılmak için bir çalışmadır.
1960 senesinde Hz. Bediüzzaman'ın vefatına kadar bütün bu sahalarda en üstün bir tarzda hizmet verilmiştir.

   Denilcek ki,Hz. Üstad siyasete karışmadı. Ben derim;meseleye ince bak göreceksin ki,Hz. Üstad o zamanda siyasetin en üstününü tatbik etmiştir.Yani siyaseti terk etmek,o gün için en büyük siyasetti.
O zaman Hz. Üstad hayattaydı. Karar merkezi birdi. İşler tek elden yürütülüyordu.
 

 Evet:
   "Emirleri imtisal, nehiylerden içtinab etmek sayesinde bir ferd, heyet-i içtimaiyede çok mertebelerle nisbet peyda eder ve alâkadar olur. Bilhâssa ahkâm-ı diniye ve mesalih-i umumiye hususunda bir ferd, bir nev' hükmüne geçer. Yani pek çok hukuklar, haysiyetler, irşadlar, talimler, ıslahlar gibi vazifeler bir şahsa yüklenir. Eğer evamiri imtisal, nevahiden içtinab eden o şahıs olmasa; o vazifeler tamamen payimal olur." İşarat-ül İ'caz - 85


   Sonradan irşadlar,talimler,ıslahlar gibi vazifeleri götürecek bir ağabey tesbit edilmedi.Hizmet üç ana gruba ayrıldı.
   1-Husrev Efendi tarzı
   2-Hulusi Efendi ve Kastamonulu Mehmet Feyzi Efendi tarzı
   3-İstanbul'da Zübeyir ağabey tarzı
   1967’ye kadar üzeri örtülmeye çalışıldıysa da,o tarihten itibaren Risale-i Nur'daki anlayış,tedris ve tatbikle alakalı ihtilaflar gün yüzüne çıktı. Hizmetin bu günkü tarzı ve maddi imkanları İstanbul'un elinde toplandı. Diğer iki hizmet tarzı kasti ve ciddi bir çalışmayla atalete mahkum edildi. Bir şey demiyorum ve su-i niyet de aramıyorum. Sadece hizmette gelinen noktayı biraz nazara vermek istiyorum.

   Mühendislikte bir kaide vardır.Mesela,bir binanın demir hesabı yapılır bitirilir. Sonra yapılan bu hesap mantığa vurulur. Bu hesap doğru mu değil mi? Mantıkla hesabın takıştığı çok yerler olmuştur ki mantık haklı çıkmıştır.

   El-Aziz'de Ali Yücel 5 katlı PTT Lojmanlarını yapıyor. Projeye göre temel demirleri döşenmiş beton dökülecek. Kalfa Ahmet usta gelir bir bakar; betonu döktürmez. Demirler ince bu demir bu binayı taşımaz der. Mühendisler yeniden hesap ederler Ahmet usta haklı çıkar.
Ben de İstanbul hizmet tarzının başındaki kardaşlarıma diyorum: Kendi hesabınıza göre haklı olabilirsiniz ama pratikte hayat-ı içtimaiyenin ne kadar gerisinde kaldığınızın farkında mısınız?
   Risale-i Nur'da yazılı olan yeni hizmet tarzlarına neden bu kadar kapalısınız?
   Ümmet sizin yanınıza gelmez, siz ümmetin yanına gideceksiniz. Bunu neden görmek istemiyorsunuz?
   Akademik Çalışmaların içtimai hayattaki tatbik sahaları gayet dardır. Bunu neden farketmiyorsunuz?
   Akademi başkadır hayat daha başkadır.
Hayatta:
1-Ehl-i salahat ve takva var
2-Ihtiyarlar var
3-Çocuklar var
4-Fakirler ve zaifler var
5-Musibetzede ve hastalar var
6-Gençler var

Sizler gençlik gençlik dediniz üniversite kapılarına yatak yorgan serdiniz. Allah razı olsun elbette sermeliydiniz ama ümmetin diğer beş sınıfının da hiç olmazsa şöyle bir hatırını olsun sormalıydınız demezler mi insana ?

 

YAZARIN DİОER YAZILARI
EMİNE ŞENLİKOĞLU, FADİME ŞAHİN İLE GÖRÜŞTÜ
Yayınlanma Tarihi : 2.1.2014 08:18:59
RİSALE-İ NUR VE HİZMETİN TEMEL MESELELERİ
Yayınlanma Tarihi : 13.2.2014 11:15:39
FENAFİL İHVAN
Yayınlanma Tarihi : 13.2.2014 12:58:13
RİSALE-İ NURUN CADDE-İ KÜBRA ÖZELLİĞİ
Yayınlanma Tarihi : 21.2.2014 14:00:02
KISACA HAYAT HİKAYEM (Müslim Gündüz)
Yayınlanma Tarihi : 21.2.2014 15:41:27
264. LAHİKAYA BİR HAŞİYE
Yayınlanma Tarihi : 22.2.2014 13:01:03
ACZMENDİLERİN AİHM ZAFERİ
Yayınlanma Tarihi : 6.3.2014 09:06:49
BU ATATÜRK BİZDEN NE İSTİYOR?
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:45:47
Mustafa Kemal Olmasaydı Ne Olurdu ?
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:46:59
BİR HATIRA
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:47:48
İNGİLİZ ÇEŞİTLEMESİ (IŞİD)
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:48:39
Risale-i Nur'un medine-i tahiresi
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:50:08
Bir Bayrak Daha Vardı İndirilen
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:50:51
ASIL NURCULUK ve İSTANBUL NURCULUĞU
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:51:41
YANLIŞ KART
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:52:27
YANLIŞ KART 2
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:53:08


aczmenditv, Haber, Risale-i Nur, Aczmendi, Aczimendi, Müslim_ Gündüz, aczmendi_tv, dergah, sahabe, asrı sadet, asr-ı saadet,