BİR HATIRA

Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:47:48

Hulusi bey’in yakın ders arkadaşlarından Elazizli Mehmet Sarıkamış’dan nakledilmiş bir hatıra… O da Diyarbakırlı dişçi Kadri’den dinlemiş ve defterine yazmıştı.

Diyarbakırlı dişçi Kadri Efendi ve iki üç arkadaşı bir tren yolculuğu yapıyorlar… Kompartımanda yalnızlar. Birisi cebinden çıkardığı kâğıt bir nüshadan okuyarak Risale-i nur dersi yapmaya başlıyor. Bir müddet sonra kompartımanın kapısı açılır. İçeriye fötr şapkalı, takım elbiseli, kravatlı yaşlıca bir zat girer. Kompartıman’ın kapısı aniden açılınca risaleyi okuyan ağabeyimiz okuduğu sayfayı cebine koyar. Gelen adam ne okuyordunuz diye sorar. Ağabeylerimiz bir şey okumuyorduk sohbet ediyorduk derler. Bu arada gelen adamda onların yanına oturur. Ve der ki;
“Ben yan kompartımanda okuduklarınızı dinledim. Okuduklarınız Risale-i nurdandı. Çekinmeyin ve çıkarın okumaya devam edin. Ben emekli Isparta valisiyim. Üstad Bediüzzaman hazretleri ile alakalı yaşadığım bir hadiseyi anlatayım ki, size de cesaret gelsin.
_ Ben 1925 li senelerde Isparta da valilik yaptım. O yıllarda Bediüzzaman Said Nursi de Isparta’da sürgünde bulunuyordu. Said Nursi Isparta’ya geldiği günden itibaren her gün Çankaya’dan “hoca” namı kullanılarak Bediüzzaman’dan haber soruluyordu. Ben de Hz. Bediüzzaman’ın yanlış bir iş yapmayacağından emin olduğum için hiç araştırmaya lüzum görmeden “hoca ile alakalı bir vukuat yok” diyerek cevap yazdırırdım. Hatta seneler geçtiği halde üstadın kaldığı evi tanımak ihtiyacını dahi hissetmemiştim. Günün birinde Mustafa kemal maiyetiyle birlikte Isparta’ya geldi. Mutadı olduğu üzere içki sofrası hazırlandı ve bütün mülki amirler, askeri erkân gece geç saatlere kadar içtiler ve eğlendiler. Gece yarısına doğru Mustafa kemal benim kulağıma eğilerek “hazırlan seninle hocayı ziyarete gideceğiz” dedi. Beni bir telaş aldı. Çünkü evi bilmiyordum. “başüstüne paşam” dedim. Hazırlık yapmak bahanesi ile dışarı çıktım. Emniyet müdürünü önüme kattım. Gidip Üstad’ın evini öğrenip geri döndüm. Artık rahattım. Bir müddet sonra paşa ayağa kalktı ve ikimiz yalnız gideceğiz dedi. Beraberce çıktık ve Üstad’ın kapısına gittik. Mustafa kemal, elindeki sigarayı derin, derin içine çekerek “kapıyı çal” dedi. Bende hızlıca çaldım. Takriben beş dakika sonra kapı açıldı. Bir genç kapıdan göründü ve
_ne istiyorsunuz? Dedi. Mustafa kemal kendisini tanıtmadan,
_hocayla görüşmeye geldik dedi. Genç sert bir ifade ile
_Üstad’ın hiç kimseyle görüşmediğini bilmiyor musunuz? Dedi ve cevabımızı beklemeden kapıyı şiddetle kapattı. Mustafa kemal sigarasından daha derin bir nefes alarak tekrar bana “ kapıyı çal” dedi. Çaldım. Yine aynı genç daha sert bir tavırla kapıyı açtı. Bizim konuşmamıza fırsat vermeden,
_siz bela mısınız be adamlar, Üstad kimseyi kabul etmiyor dedi ve aynı tavırla kapıyı kapattı. Mustafa kemal bu defa beni arkaya iteledi ve kapıyı kendisi çaldı. Kapı açıldı bu sefer gencin konuşmasına fırsat vermeden,
_delikanlı sen git üstadına iki kişi gelmiş sizi ziyaret etmek istiyorlar de. Eğer kabul etmezse biz geri döner gideriz dedi. Genç gitti biraz sonra gelip bizi içeri davet etti. Mustafa kemal önde ben arkada üstadın odasına girdik. Üstad hazretleri sergisiz bir odada somyanın üzerinde yorganı sırtına sarmış oturuyordu. Mustafa kemali görünce gayet hiddetli bir ses tonuyla:
_kemal buraya da mı geldin? dedi. Mustafa kemal,
_ kızma hoca kızma bir şey sormaya geldim. Dedi. Üstad,
-sor ne soracaksan.
Mustafa kemal ilerleyip Üstad’ın başının üstünde asılı duran Kur’an-ı kerimi almak istedi. Üstad sağ yumruğunu Mustafa kemalin göğsüne dayayıp geri iteledi,
_elini temiz Kur’ana sürme ne soracaksan sor. Dedi. Mustafa kemal,
_hoca “ vet-tini suresi” benden bahsediyor dedi. Üstad,
_hayır, yanlış ettin komşunun kapısını çaldın. Onun yanındaki “alak suresi” senden bahsediyor. “innel insane leyetğa” ayeti sana işaret ediyor. Mustafa kemal 
_ya öyle mi? dedi ve müsaade istedi çıktık. … Giderken yol boyunca “hoca hiç değişmemiş, hoca hiç değişmemiş ) diyerek kendi kendine söyleniyordu.
İşte sizin üstadınız böyle bir Üstad idi. Siz ne çekiniyorsunuz okuyun risalenizi dedi.

YAZARIN DİОER YAZILARI
EMİNE ŞENLİKOĞLU, FADİME ŞAHİN İLE GÖRÜŞTÜ
Yayınlanma Tarihi : 2.1.2014 08:18:59
RİSALE-İ NUR VE HİZMETİN TEMEL MESELELERİ
Yayınlanma Tarihi : 13.2.2014 11:15:39
FENAFİL İHVAN
Yayınlanma Tarihi : 13.2.2014 12:58:13
RİSALE-İ NURUN CADDE-İ KÜBRA ÖZELLİĞİ
Yayınlanma Tarihi : 21.2.2014 14:00:02
KISACA HAYAT HİKAYEM (Müslim Gündüz)
Yayınlanma Tarihi : 21.2.2014 15:41:27
264. LAHİKAYA BİR HAŞİYE
Yayınlanma Tarihi : 22.2.2014 13:01:03
ACZMENDİLERİN AİHM ZAFERİ
Yayınlanma Tarihi : 6.3.2014 09:06:49
TAHKİKTEN TAASUBA
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:43:40
BU ATATÜRK BİZDEN NE İSTİYOR?
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:45:47
Mustafa Kemal Olmasaydı Ne Olurdu ?
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:46:59
İNGİLİZ ÇEŞİTLEMESİ (IŞİD)
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:48:39
Risale-i Nur'un medine-i tahiresi
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:50:08
Bir Bayrak Daha Vardı İndirilen
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:50:51
ASIL NURCULUK ve İSTANBUL NURCULUĞU
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:51:41
YANLIŞ KART
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:52:27
YANLIŞ KART 2
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:53:08


aczmenditv, Haber, Risale-i Nur, Aczmendi, Aczimendi, Müslim_ Gündüz, aczmendi_tv, dergah, sahabe, asrı sadet, asr-ı saadet,