264. LAHİKAYA BİR HAŞİYE

Yayınlanma Tarihi : 22.2.2014 13:01:03

(Abdulalim Efendi’nin bir cifir çalışmasıdır.
Tahşiyedeki 264.Mektubun haşiyesi olsun.
                                                          M.Gündüz) 

MARAŞ’IN BİR MEYVESİ OLAN 264. LAHİKAYA BİR HAŞİYE

1. Birinci Şua 16. Ayet

“ لِلَّذِينَ آمَنُوا هُدىً وَشِفآءٌ  dur. Bu şifalı ayet çok zamandır benim dertlerimin şifası ve ilacı olduğu gibi eczahane-i kübra-yı İlahiyye olan Kur’an-ı Hakim’in tiryaki ilaçlarından, Risaletü’n-Nur eczalarının kavanozlarından olarak belki bin manevi dertlerime bin kudsî şifayı buldum ve Resailü’n-Nur şakirdleri dahi buldular…”

Evet bu şifalı ayet hesab-ı cifrî itibarıyla ve mana-yı işarî cihetiyle bu asırdaki şifa devrelerine dahi işaret etmektedir:

Evvela: Melfuz harfler itibarıyla 1296-1297 ederek Risale-i Nur müellifinin tarih-i veladetlerine 3-4 fark ile tevafuk etmektedir.

Saniyen: Yine melfuz tenvin ile beraber makam-ı cifrîsi 1346 ederek, Resaili’n-Nur’un o tarihlerde şifadarane etrafa intişarının tarihine ve Mu’cizat-ı Ahmediye (ASM) namında olan risale-i harikanın zaman-ı telifine tevafuk eder.

Salisen: Harf-i medler ve şedde ayrı ayrı hesab edilseler, yine 1364, 1376, 1394 ederek Nur hizmetinin muhtelif devrelerine işaret eder.

Rabian: Tenvinler ve şedde hesab edilerek melfuz harflerin yekûnu ise 1426 eder. Hicrî olsa 2005’in Şubat’ında başlayan bir şifa devresine işaret eder ki, Risale-i Nur hizmetinin “hakimiyet” devresinin herkes tarafından görülebilecek tezahürlerinin mukaddemesidir denilebilir. Rumî olsa 2010’un Mart ayında başlayan bir devredir ki, Risale-i Nur’un has ve samimî talebelerinin, Hizbü’n-Nuriye’nin bereketi ile maddî-manevî binler kudsî şifayı bulacakları bir tarihtir Allahu a’lem.

Hamisen: Şeddesiz olsa, harf-i medler ile beraber 1414’ten tâ 1417’ye uzanan bir şifa devresidir ki, hem Risale-i Nur talebelerinin hapis musibetinden kurtulmalarına, hem de hicrî 1417’de İslam’ı, bu memleketten tamamen kaldırmak için bütün güçleri ile ehl-i İslam’a taarruz eden süfyan komitesinin rumî 1417’de tamamen akamete uğrayarak, artık rejim-i bid’akaranelerini muhafaza edemez hale gelmelerinin tarihidir. Sadisen: Şedde ve harf-i medler beraber olsa, 1444’den tâ 1457’ye uzanan saadetli bir devrenin kemal noktasına işaret eder Allahu a’lem.

2. 29.Ayetin Tafsilatındaki 5.Ayet “   الى النور وذكرهم بايام الله cümlesinde makam-ı cifrisi şeddeliler birer sayılmak cihetinde 1351 ederek Risale-i Nur’un şimdilik beyanına iznim olmayan ehemmiyetli vazifesinin ve bu evamir-i Kur’aniyeyi imtisalinin tarihine tam tamına tevafuk-u cifri ve muvafakat-i maneviye karinesiyle ve kıssadan hisse almak münasebat-ı mefhumiye remzi ile Risale-i Nur’a imaen bakar. Daha yazılacak çok gaybî işaretler var. Fakat izin verilmedi, şimdilik kaldı.”

Evvela: Şeddeliler ikişer sayılsa 1381-1391-1401-1411-1421-1431-1441 eder ki, memleketimizin başına gelen musibetlere mukabil, Risale-i Nur ve talebelerinin manevi mücahede ile o musibetlerin def’ine çalıştığı tarihleri göstermektedir. İnşaallah, arabî 1431’e tekabül eden 2010 sene-i miladîsinde de bieyyamillah tabir edilen elîm vakıalardan ders alınarak hem küçük dairede hem de büyük dairelerde fevkalade fütuhat ve inşirahların zuhurunu rahmet-i İlahiyeden ümid edebiliriz. Allahu a’lem, Hz.Üstad (ra), 1351 tarihini hesab ederken و harfini dahil etmemiş. Dahil edilse, 1387-1397-1407-1417-1427-1437-1447 ederki, hem arabî hem rumî tarih itibarıyla memleketimizdeki mühim tebeddülatlara ve hadiselere işaret eder. Rumi olsa; 1427, Mart 2011’de başlar. İnşaallah 2010’da ümidvar olduğumuz fütuhat ve inşirahların semereleri 2011’de kemale erer.

Saniyen: Bu cümledeki harflerin tamamı sayılsa 1419 eder. Rumi olsa 2003 eder. Hem Risale-i Nur’un yeni bir devresine hem de siyaset alemindeki değişikliklere işaret eder.

3. 31.Ayet “ Birincisi:  فلم تجدوا ماء فتيمموا صعيدا طيبا   Bu ayetin makam-ı ebcedî ve cifrisî, 1357 ederek, o tarihlerde medrese ve irşadgahların seddiyle ve ehl-i ilim sarıklarının açılmasıyla ve manevi susuzluk başladığı hengamda… “

Hz. Üstad (ra), طيبا    kelimesini hesaba dahil etmemiş. Dahil edilse ve şeddeli م iki م sayılsa 1418 ve 1419 eder ki, o tarihte zuhur eden siyasi hareketin inşaallah Kur’an namına, memleketimiz ve insaniyet namına mühim işler yapacağına işarettir. Şeddeli ى  iki ى sayılsa 1428-1429 eder ki, o tarihe kadar vazifede kalacaklarını, hayırlı işlerinde muvaffak olmalarını rahmet-i İlahiyeden ümid edebiliriz.

4. S.Tasdik-i Gaybî Sf.119 “ ظاهرين على الحقّ   (şedde sayılır) fıkrası dahi, makam-ı cifrisi 1506 edip bu tarihe kadar zahir ve aşikarane belki galibane….”

Şedde sayılmaz ve ى hesaba dahil edilse 1414 eder ki, rumî olsa 1998-1999’dur. Süfyan rejim-i bid’akaranesinin yıkıntıya yüz tuttuğu tarihtir.

5. Tılsımlar Mecmuası Sf.183

 واذا حكمتم بين الناس  Şedde sayılsa 1439 eder. و   dahil edilmese 1433. O tarihlerde şer’i mahkemelerin mer’iyete girmesini rahmet-i İlahiyeden ümid edebiliriz. Ve memleketimizde ve aktar-ı alemde mühim kararların alınacağına işaret eder Allahu a’lem.

6. Tılsımlar Mecmuası Sf.193 “ وان كنتم فى ريب مما نزلنا على عبدنا   1316, 1325, 1332, 1372. Şems-i Kur’anın meydan okumasına bir zeyl olarak ondan lâ-yenfek bir inşia olan envar-ı nuriyenin bütün aktar-ı aleme okuyuşunu gösteriyor.”

Tenvin ve harflerin hepsi sayılsa 1422 eder. Şems-i Kur’anın meydan okumasına zeylin zeyli olan Aczmendi’nin 2001 ve 2006’da tekrardan hamle zamanını gösterir.

7. Tılsımlar Mecmuası Sf.205-207 “ المهدى منااهل البيت يصلحه الله فى ليلة   … İlm-i hurufun intişarı, Mehdi’nin çıkmasının en büyük emaresidir. Hadis-i şerif meali: “Mehdi, bizden ehl-i beyttir. Cenab-ı Hakk onu bir gecede ıslah edecektir.”

Şedde ve harf-i medlerle beraber melfuz hurufun yekûnu 1427 ve 1437 eder. Rumî olsa 2011 ve 2021 tarihlerine tekabül eder. Lutf-u İlahi ile o Zat-ı Mübarek’de (ra) ve O’nun himmetiyle de talebe ve yardımcılarında bir inkişaf-ı fevkalade beklenebilir. Tâ alemin rengi değişsin.

8. Tılsımlar Mecmuası Sf.213 “ فانه خليفة الله المهدى   Zira O, Allah’ın halifesi Mehdi’dir. فانه خليفة الله  1372 (vav-ı mukadder hariç), 1378 (vav-ı mukadder dahil) Tercüman-ı hakikat Efendimiz (ASM) bu hadis-i şerifi beyan buyurdukları zaman, Türkler henüz Anadolu’yu vatan yapmadıklarından, o zamanki vatanlarının ismini zikretmekle, Mehdi’nin Türk milleti içinde çıkacağına latif bir ima ve hatta bir delildir diyebiliriz…” 

المهدى  doksan  veya 100 eder. Şeddeli ن bir  ن sayılsa, 1418 veya 1428 eder. O zatın (ra) 2012’de zuhurunu bekleyebiliriz Allahu a’lem.

9. Küçük Husrev Feyzi’nin Bir İstihracıdır

“Sure-i Zümer’de  افمن شرح الله صدره للاسلام فهو على نورمن ربه   ayet-i azimenin mana-i sarihinden başka, bir mana-i işari tabakasının külliyetinde dahil bir ferdi Risale-i Nur ve tercümanı olduğuna kuvvetli bir delil buldum….”

Evet, o külliyette bir ferdi dahi, Aczmendi Tarikı’nın mümessilidir. Zira bu ayetteki melfuz harflerin yekûnu 1942 ederek o zatın tarih-i veladetini göstermektedir (büyük yekûnlerde küçük farklar kabil-i ihmaldir). Şeddeler ve harf-i medler dahil olsa 1976-1984-1986-1991 tarihleri ile yine o zatın hayatında ve halet-i ruhiyesindeki mühim inkılabların zamanını göstermektedir; ahirde telaffuz edilen “yâ” hesaba girse 2001 eder ki, hapis musibetinden halas olmasına işarettir denilebilir.

10. Birinci Şua 8. Ayet “ قل اننى هدينى ربى الى صراط مستقيم  dir….. هدينى ربى الى صراط مستقيم cümlesinin makam-ı ebcedisi ile 1316 ederek, Risale-i Nur müellifinin tedrisiyle istihzarat-ı nuriyede bulunduğu en hararetli tarihi olan 1316 adedine tam tamına tevafuk eder.”

Evet bu 1316 eden cümleye  اننى  dahil edilse 1427 eder ki, inşallah o Müellifin (ra) duasının tam kabul tarihidir ve sırat-ı müstakim olan şeriat-ı Muhammediyenin (ASM) icra ve tatbik edilmesinin mukaddemesidir.

11. Birinci Şua 15. Ayet “ ياايها الناس قدجاءكم برهان من ربكم وانزلنا اليكم نورا مبينا   Şu ayet bu zamana dahi hitap eder. Çünkü tamam – مبينا hariç kalsa – bin üç yüz altmış küsur eder……”

Evet – مبينا hariç kalsa – harf-i medlerle birlikte melfuz hurufun – şeddeler birer sayılsa – yekûnu 1420 eder. Risale-i Nur’un ve mümessilinin, marifetullahın bürhanlarından bir bürhan olarak, kendi sadık talebelerini himayesine kuvvetli bir delil şudur ki: Kesin imha planı ile, kurtuluş mümkün olmayacak bir surette kurulan kumpasların neticesinde maruz kaldıkları tazyikattan ve zulmetten harikulade bir tarzda kurtulmalarıdır. Şeddeler dahi sayılsa 1422-1430-1432 eder. Ki, Aczmendilerin harikulade kurtuluşları gibi, memleketimizin dahi süfyaniyet rejim-i bid’akaranesinden kurtulmasına vesile olacak kardeşlerimizin dahi başlattıkları hareketi müjdelemekte ve 2008-2009 senelerinde 1417 dehşet senesinde o tezgahları hazırlayanların yedikleri tokatları beşaret etmektedir. İnşaallah 1432 sene-i arabiyesinde de kahraman ordumuz dizginini, süfyanın elinden kurtarır ve İslamın bayraktarlığı vazife-i asliyesine kaldığı yerden devam eder.

12. Birinci Şua 17. Ayet “ فان تولوافقل حسبى الله لا اله الاهوعليه توكلت   …..Harb-i umuminin verdiği sarsıntılar zamanında Resaili’n-Nur’un  حسبى الله  diyerek ehl-i dünyadan hiçbir yerde himaye görmeden belki tehacüme hedef olmakla beraber çekinmeyerek yalnız başlarıyla müşkülat içinde envar-ı Kur’aniyeyi neşrettikleri aynı tarihte tam tamına tevafuku ise, her cihetiyle ayn-ı şuur olan ayatta elbette tesadüfi olamaz. Belki bu gibi ayetler, en müşkül zaman olan bu asra dahi hususi bakarlar ve o ayatı kendilerine rehber ittihaz eden bir kısım şakirtlerine hususi iltifat edip iltifatlarıyla teşcî ederler.”

Tahşiye’de 264.Lahikanın 12. maddesinde tahlili yapıldığı üzere, hicri 1409 tarihi ile Tarîk-ı Aczmendi’nin bidayetine dahi işaret ederek bizi teşci’ ve teşvik eden bu ayet-i kerime, burada zikredilen harfler itibarıyla (şeddesiz) da 2010 ve 2011 ederek, arabî 1409’da olduğu gibi belki daha parlak bir surette, aktar-ı alemde arz-ı endam edeceği zamanı beşaret ederek tilmizlerini sünnet-i seniyyeye ittiba’da daha ziyade ciddiyete irşad ediyor, Allahu a’lem bissavab.

13. Birinci Şua 21. Ayet veya Ayetler ان ربى على صراط مستقيم  Bu ayet-i meşhure Risaletü’n-Nur’a işaret ettiği gibi şedde ve bütün harfler sayılmak cihetiyle 1425 ederek, Risale-i Nur’da emredilen hususlara bu sene içinde yapılan ziyade tahşidatın tam zamanı ve lüzumu olduğuna işaret etmesi kuvvetle muhtemeldir.

14. Asâ-yı Musa – Hatime

“ Hem mesela,  النفاثات فى العقد cümlesi – şeddeler sayılmaz – 1328; eğer şeddedeki lam sayılsa 1358 adediyle, bu umumi harbleri yapan ecnebi gaddarların hırs ve hased ile bizdeki HÜRRİYET İNKILABININ Kur’an lehindeki neticelerini bozmak fikriyle, tebeddül-ü saltanat ve Balkan ve İtalyan Harbleri ve Birinci Harb-i Umuminin patlamasıyla maddi ve manevi şerlerini SİYASİ DİPLOMATLARIN RADYO DİLİYLE HERKESİN KAFALARINA SİHİRBAZ VE ZEHİRLİ ÜFLEMELERİYLE ve mukadderat-ı beşerin DÜĞME VE UKDELERİNE GİZLİ PLANLARINI TELKİN ETMELERİYLE bin senelik medeniyet terakkiyatını ve vahşiyane mahveden şerlerin vücuda gelmeye hazırlanmaları tarihine tevafuk ederek النفاثات فى العقد nin tam manasına tetabuk eder.”

Evet şedde sayılsa 1438 eder ki, hicri olsa 7 sene sonra, rumi olsa 12 sene sonra bu memlekette ve alem-i İslamda Kur’an lehindeki neticeleri bozmak için gizli-aşikar birçok planı saha-i tatbike koymak için çok uğraşacaklar Allahu a’lem. Eğer okunmayan elif ve yâ harfleri hesab edilmese 1427 ederki, arabî olsa, dahilde  4-5 sene evvel tatbik etmeye çalıştıkları planlara; rumi olsa, önümüzdeki sene tüm güçleri ve imkanları ile taarruz edeceklerine ima ve işaret etmesi kaviyyen muhtemeldir. لا يعلم الغيب الاالله

15. 24. Ayet ve Ayetler “Cây-ı dikkattir ki, birinci حم  olan Sure-i Mü’min’de تنزيل الكتاب من الله العزيزالعليم  makam-ı cifrisi, bazı mühim ayetler gibi, 1370’e bakıyor. Acaba 15-20 sene sonra başka bir nur-u Kur’an zuhur mu edecek yahut Resaili’n-Nur’un bir inkişaf-ı fevkalade ile bir fütuhatı mı olacak bilmediğimden, o kapıyı açamıyorum.”

Evvela: Evet 1370’de Resaili’n-Nur’un bir fütuhatı olarak ve Hz.Üstad’ın (ra) da aşikare desteği ile süfyaniyetin bir sembolü olan CHP iktidarına karşı topyekûn bir kıyam harekatı olmuştu. Aynen onun gibi, Aczmendilerin ve mümessilinin yapmış oldukları hizmetlerinin bir meyvesi olarak, sarsılmaz denilen süfyaniyetin bütün temel taşları yerinden oynamış ve  حم  ilavesi ile 1418 rumi (miladi 2002) tarihinde de benzer bir kıyam harekatı olmuştur elhamdülillah. İnşaallah şimdikiler, o zamanki siyasilerin düştüğü hatalara düşmezler ve kendilerine lûtfedilen bu hizmet nimetinden kemaliyle istifade ederek tevdi edilen vazifeyi ifa ederler. Allah hayırlı işlerinde muvaffak, beşeriyet muktezası hatalarını da hayra tebdil eylesin, amin. Saniyen: Bu ayet-i kerimenin makam-ı cifrisi, şedde ve harf-i medler sayılsa 1411 eder. Ki, Risale-i Nurların ciddi mütalaasının bir meyvesi olan Usûl ve Program kitablarının telif tarihine tam tevafuk etmekle, Risale-i Nur’un bir nuru ve fütuhatı olduğuna işaret etmektedir diyebiliriz. Şedde sayılmaz ve حم  ilavesi ile 1429 eder ki, - zaman ve şartlar itibarı ile - o eserlerin artık kemaliyle tedrisinin, icra ve tatbik edilmesinin zamanını gösterir Allahu a’lem.

16. Sekizinci Şua “Risale-i Nur’a tasrih eden  تقاد سراج النور سرا بيانة   fıkrasından sonra Süryani lisanıyla esma-i hüsnadan istimdad ve suver-i Kur’aniye ile bir münacat yapıyor. Tam otuzüç surelerle öyle garip ve manidar bir tarzda zikrediyor ki, bir kısım sırları ve gaybî haberleri dahi bildirmek istediği anlaşılıyor…”

Bu cümlenin makam-ı cifrisi – şedde sayılmaz, tenvin sayılır – 1404 ederek 264. Lahikada tahlil edildiği gibi 1984 ve 1988’e tekabül ederek nurun kandilinin tutuşturulduğu senelere işaret eder. Şedde,  ل  ve  ن  olarak sayılsa 1434 eder. İnşaallah o tarihte, Hz.Üstad’ın (ra) bizlere müjdelediği O mübarek zat (ra) vazifesine başlamış olur. Yalnız bazı rivayetlerden anladığımız ve bu cümlenin de işaret ettiği gibi, o zatın kandili dahi bir sırr tahtında cereyan edecektir. Rabbim kalblerimizi o zatın muhabbeti ile doldursun ve ondan istifademizi ziyade eylesin, amin.

17. Sekizinci  Lem’a – Hz.Gavsın Keramet-i Gaybiyesini teyid Eden Bir Ayetin İşaratındaki Bir Nükte-i İ’caziyedir “Kur’an’dan tereşşuh eden o Sözler ve risaleler, Kur’an-ı Hakîm’in bir nevi müstakîm tefsiri ve hakaik-ı imaniyenin istikametli ve kuvvetli delilleri olduğundan; o risaleler ve Sözlere gelen şeref ve takdir ve tahsin, Kur’an’a ve hakaik-ı imana aittir…. فاستقم كما امرت   Ayeti, fâ-i atıf hariç olarak,  استقم كما امرت     makam-ı ebcedîsi binüçyüzikidir. Demek    استقم ‘deki emr-i has içinde bulunan hitab-ı âmmın hadsiz müstakim efradları içinde, o 1302 tarihinde BİR FERDİN BİR CİHETTE İSTİKAMET EMRİNİN İMTİSALİ BİR HUSUSİYET KAZANACAK. Demek 14. asırda Kur’an’dan iktibas edip istikametsiz sakîm yollar içinde sırat-ı müstakîmi gösterecek âsârı neşreden bir adamı, o hadsiz efrad içinde dahil ediyor. Hem O İSTİKAMETİN BİR HUSUSİYETİ VAR Kİ; tarihiyle işaret ediliyor. Halbuki, o asırda şahsen istikamette mümtaz bir hususiyet kesb etmek çok uzaktır. Demek, şahsî istikamet değil. Öyle ise, O ADAMIN TEŞEBBÜSÜYLE NEŞREDİLEN ESRAR-I KUR’ANİYE, O ASIRDA İSTİKAMETTE İMTİYAZ KESB EDECEK. O adam şahsen gayr-i müstakim olduğu halde, müstakimler içine idhali, o imtiyaza remzeder. Madem hakikat budur; ben kat’î bir surette itiraf ediyorum ki, hayatım istikametsiz gitmiş, kalbim sakametten kurtulmamış, o kudsî emrin imtisalinden belki yüz derece uzağım. Fakat,  واما بنعمة ربك فحدث   sırrıyla o nimete bir şükür olarak derim ki: O 1302 tarihi ise, arabî tarih olsa, Kur’an okumaya başladığım aynı tarihe tevafuk eder; ve rumî tarihi hesabıyla, ilme başladığım tarihe tevafuk eder. Öyle ise, o îma edilen ferd olabiliriz. Halbuki şahsen bütün hayatı sakîm ve istikametsiz olan bir ferde istikametle îma edilse ve gayr-i müstakîm iken müstakîmler içine idhal edilse, elbette o ferdin mazhar olacağı âsârın istikametine îmadır. Ve o âsârın istikameti, o tarihte başlayıp dalalet yolları ve zulümat tarîkleri içinde sırat-ı müstakîmi gösterecek,  استقم كما امرت     emrini imtisal edecek demektir. Evet, lillahilhamd, Risale-i Nur eczaları Kur’an’ın bu mucizane îma-i gaybîsini bilfiil göstermiş; meydandadır.”

Evet, fâ-i atıf dahil edilse, 1381 ederki, miladi 1961 ederek, o tarihte bir ferdin bir cihette istikamet emrinin imtisali ile sakîm yollar içinde sırat-ı müstakîmi gösteren Risale-i Nurlara ve Hz.Üstad’a intisab etmesi bir hususiyet kazanacak. O adamın teşebbüsüyle, Risale-i Nurlar ile neşredilen esrar-ı Kur’aniyenin, saha-i tatbike konulmasıyla istikamette imtiyaz kesbedecek. Evet, lillahilhamd, tarîk-ı Aczmendi Kur’an’ın bu mucizane îma-i gaybîsini bilfiil göstermiş; mevcudiyeti ve neticeleri ile meydandadır. Evet, şeref ve takdir ve tahsin, Kur’an’a ve hakaik-ı imana aittir!.. Vesselam…

 

Bu tahkikat mevlid kandilinde hitama erdi

25.02.2010

12 R.Evvel 1431

12 Şubat 1425

El-azîz

MÜHİM BİR İHTAR : Ey bu yazıları mütalaa eden kardeş! Burada yazılanlar bu hizmetin vazifeli bir hizmet; Hz.Üstad’ın himmet ve taht-ı tasarrufunda olduğuna dair bir kanaat-ı vicdaniye ve ilmiyedir. Elbette eşhasın akıbetleri ve imtihanlara mukabil gösterecekleri zafiyet veya kuvvet, mesleğin esaslarına ittiba ve kendilerini Hz.Üstad’a bağlayan zata karşı gösterecekleri kabul ve tasdik nisbetindedir. Bu yazılanları kabul etmeyenler olabilir. Hükmümüz kesin değil, dahilde ve hariçte kimseyi bağlamaz. Fakat bu kanaatı taşıyanlara da itiraz edilmez. Burada yazılanlar, evvela keşfiyatla görüp de sonra yazılmış değildir. Sadece Risaletü’n-Nur’da verilen kaide ve ölçülere göre, yine Risale-i Nur’dan yapılan bir istihraçtır. Tırnak (“….”) içindeki ibareler aynen Risaletü’n-Nur’dan alınan cümlelerdir. Diğerleri hatırımıza gelen bazı manalardır. İtikadın selameti açısından, tarihlere kesin ve mutlak nazarıyla bakılmaması gerekmektedir.

 

264.LAHİKANIN BİR TETİMMESİ

“Esselamü aleyküm… Aziz ve müdakkik kardaşım A.Alim efendi… Bu  çalışmanızdan  benim  ismimle  ilgili  kısımları  çıkarıp  Aczmendi’ye  mal  edici  tabirlerle yazsak daha iyi olacak. Liyakatsizliğimiz malum.. Bir türlü rahat edemiyorum. Fiemanillah. M.Gündüz” 03.03.2010

{Aleyküm Selam Efendim,

Mesajda emrettiğiniz hususta beni mazur görmenizi istirham edeceğim. Risale-i Nurdan ve sizden aldığımız dersler mucibince, şahıslardan ziyade Risale-i Nur ve hizmeti ve şahs-ı manevisinin nazara verilmesi hareket tarzım olmakla beraber, Hulusi Efendinin (ks) cevabî mektubu nev’inden, (sormadığınız halde) müsaadenizle kendimce bazı hususları beyan etmek arzu ediyorum:

Evvela: Madem üstadımız Risale-i Nurdur, üstadımız bu tarzda hareket etmiştir. Yani Risale-i Nuru ve şahs-ı manevisini nazara vermek asıl hareket tarzı olsa da; Hz.Üstad gerek kendisini, gerekse bazı hizmetlerin mümessillerini nazara vermiştir.

Saniyen: Risale-i Nur’u okuyan herkesçe malum olan bir husus, Risale-i Nur Talebelerinin herbirisinin üç şahsiyeti olmasıdır. Kur’an-ı Hakîm’in, Risale-i Nur’un ve ahirete irtihal etmiş zevat-ı kiramın işaret etmiş oldukları şahısların, elbette o eşhasın vazifelilik şahsiyetlerine işaret etmişlerdir. Sizden aldığımız derslerin bir neticesi olarak : “Vazifelilik şahsiyetine taalluk eden meselelerde şahıslar tasarrufta bulunamazlar, setredemezler.” Yani, şeref, takdir ve tahsin Kur’an’a ve Risale-i Nur’a aittir.

Salisen: Risale-i Nur’daki rabıta ve mütalaadan anladığım kadarıyla ve “görmek ve göstermek istemesi” sırlarınca, sizin hakkınızda, talebelerinizin ve başkalarının bütün takdir ve tahsinleri doğrudan doğruya Sultan Feyzi Efendi’nin (r.a.) hesabına geçmektedir.

Rabian: Zaten bir – iki değil, doğrudan sizin tarihçe-i hayatınıza işaret eden ziyadesiyle deliller ve işaretler olduğu halde, burada geçen iki tanesinin de kaldırılmasına, beraber yola çıktığınız talebelerinizin rızası olmayacaktır kanaatindeyim.

Hamisen: Hem, Dokuzuncu Maddede geçen mana, İstanbul’da dersi dinlerken açıldı. Ders yeri Risale-i Nur’dan o kısma gelmiş idi. Yani, o maddedeki manalar İstanbul’daki Risale-i Nur dersinin bir ikramıdır.

Sadisen: Son maddedeki ise, Risale-i Nur’dan uzunca iktibas ettiğimiz yerler zaten ziyadesiyle manayı ta’dil ediyor kanaatindeyim.

Sabian: Hz.Üstad’ın ve Risale-i Nur’un azîm hizmeti ortada olduğu halde, bununla iktifa etmeyip kendisinin vazifelilik şahsiyetine dair (dolayısı ile nefsî şahsiyetini de alakadar edecek şekilde) istihraçları ve işaretleri göstermesi, insanlarda ve talebelerde zaman zaman böyle şeylere ihtiyaç olduğu meselesini ve manasını hatıra getiriyor.

Saminen: Madem, başta Hulusi Efendi (ks) olmak üzere Üstadımızın talebeleri tarafından teşvik, teşci’ ve istikamet için birçok emir verilmiş (ki, derste, hepsini burda söylemek caiz değil deyip sadece bir nümunesini aktardınız) ve o emirler istikametinde azim bir yükün altına girmişsiniz; hem madem, faraza o emirleri söyleseniz bile, size itimat edenlerin haricindekilere ekserisini ispatlamak  mümkün olmayacak ve garazkarların nazarında ithamdan kurtulmayacak; hem madem yazı ve ilmi deliller daha muhkemdir; hem madem, mesleğimize pek münasip düşmese de, fakat insanların ekserisi nazarında şahısların ziyade bir ehemmiyeti var, öyleyse kanaat nev’inden dahi olsa, böyle ilmi bir delilin olması, şahsınız hakkında, birçokların nazarında, değişik sebeb ve fitneler ile gelebilecek şüphelere karşı bir nokta-i istinad olması kuvvetle muhtemeldir.

Muhterem Efendim, Hatırıma gelen bu manalar cihetinden, değil birkaç madde belki yüzlercesi beyan edilse, inşaallah zarar olmaz belki lüzumu var kanaatindeyim. Şefkatinize ve bana göstermiş olduğunuz ziyade müsamahaya sığınarak, emrinizle alakalı hatırıma gelen bazı manaları takdime cüret ettim. İnşaallah imtihanı mucib bir edebsizlik ve hadden tecavüz olmamıştır…  

Sizden “Peygamber Efendimiz’in (ASM),

«Muhammedürresulullah» ibaresini silmeyen

Hz.Ali’ye (KV) göstermiş olduğu şefkat ve

müsamahanın zerre miskal

bir tecellisini” taleb eden

talebeniz Abdulalim..

YAZARIN DİОER YAZILARI
EMİNE ŞENLİKOĞLU, FADİME ŞAHİN İLE GÖRÜŞTÜ
Yayınlanma Tarihi : 2.1.2014 08:18:59
RİSALE-İ NUR VE HİZMETİN TEMEL MESELELERİ
Yayınlanma Tarihi : 13.2.2014 11:15:39
FENAFİL İHVAN
Yayınlanma Tarihi : 13.2.2014 12:58:13
RİSALE-İ NURUN CADDE-İ KÜBRA ÖZELLİĞİ
Yayınlanma Tarihi : 21.2.2014 14:00:02
KISACA HAYAT HİKAYEM (Müslim Gündüz)
Yayınlanma Tarihi : 21.2.2014 15:41:27
ACZMENDİLERİN AİHM ZAFERİ
Yayınlanma Tarihi : 6.3.2014 09:06:49
TAHKİKTEN TAASUBA
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:43:40
BU ATATÜRK BİZDEN NE İSTİYOR?
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:45:47
Mustafa Kemal Olmasaydı Ne Olurdu ?
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:46:59
BİR HATIRA
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:47:48
İNGİLİZ ÇEŞİTLEMESİ (IŞİD)
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:48:39
Risale-i Nur'un medine-i tahiresi
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:50:08
Bir Bayrak Daha Vardı İndirilen
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:50:51
ASIL NURCULUK ve İSTANBUL NURCULUĞU
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:51:41
YANLIŞ KART
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:52:27
YANLIŞ KART 2
Yayınlanma Tarihi : 25.6.2014 09:53:08


aczmenditv, Haber, Risale-i Nur, Aczmendi, Aczimendi, Müslim_ Gündüz, aczmendi_tv, dergah, sahabe, asrı sadet, asr-ı saadet,